Hiç tanımadığınız bir insanı sevebilir misiniz? Hiçbir özelliğini bilmediğiniz birisini övebilir, methedebilir ve tanımadan bir insanla dostluk kurabilir misiniz?
Peki, kâinatı yaratıp, yeri, göğü emrinize amade eden O, "tek dost"u ne kadar tanıyorsunuz?
Birlikte bir yolculuğa çıkıyoruz dostlarım! "Biliş"ten "buluş"a yolculuğumuz!
Bize, "Bizden daha yakın" olanla tanışacağız!
"Sinelerimizin özünü bilen"le buluşacağız!

İki Cihan Serveri Muhammed Mustafa (sav):
"Dost, yanına vardığında, sana Allah'ı hatırlatandır" buyuruyor. (Münâvî, Feyzu'l-Kadîr, III, 467.)
Birbirimizle böyle bir "dost" olacak,
O, "gerçek" ve "tek dost"a yürüyeceğiz birlikte!

Haydi, uzatın ellerinizi ve yüreğinizi bana!
"Bilmekten" "bulmaya" bir yolculuk bu!
Bulup da "sevmeye" bir yolculuk bu!
Ve "sevgiyi ispata" bir yolculuk bu!

Esmâ-i Hüsnâ: Hakikatin sonsuzluğunda O "eşsiz 'Dost'a yolculuktur bu!
Bildik bir söz var... Hadîs-i kudsî diye meşhur olmuş, fakat hadis olduğuna dair sahih veya zayıf hiç bir senedi yok... Ama manası sahih... Lakin, İki Cihan Serveri Hz. Peygamber (s.a.s.)'den böyle bir hadis dinlenmemiştir. (Aclûnî, Keşfu'l-Hafâ ve Müzîlü'l-Elbâs, II, 132.) Bütün bu bilgilere rağmen meşhur olmuş bu sözü almayı uygun gördük dostlar! İşte o meşhur söz:
"Ben, bir gizli hazine idim, bilinmek istedim!" buyurdu ve kâinatı yarattı dostlar!
Saltanatının "haşmetini", servetinin "sonsuzluğunu", akıllara durgunluk veren sanatının "harikalarını" göstermek için de on sekiz bin âlemi ve bu âlemler içinde de, "dünya" adlı sarayı yarattı!
Dünya sarayının tavanını yıldızlarla ve ayla, zeminini birbirinden güzel çiçeklerle donattı ve onu, "seyredenler" için bir "sanat galerisine" çevirdi!
Ve… "bilinmek" için, "en şerefli" mahlûk olarak yarattığı "insan"ı seçti!
Âdem'e "ruh" üfledi, yani ruhunu yarattı, ona "isimlerini" öğretti!
Melekût âlemine, "Âdem'e secde edin!" emrini verdi!
***
"Hayat", kudret kalemiyle yazılmış "muhteşem bir senaryo" dostlar!
"Kulluk" dünya sarayında ağırlanıp, kâinatın sahibini, O, Yüce Yaradanı tanımak, bilmek ve sadece O'na ibadet etmek demek!
"Yaşamak" ise, "Beni, ne yerim içine aldı ne göğüm, lakin mü'min bir kulumun kalbi Beni içine alır!" (Aclûnî, Keşfu'l-Hafâ, II, 195; İmam Rabbânî, Mektûbât-ı Rabbânî, 287. Mektup.) buyuran O Yüce Sultanı yürekte ağırlamanın adı!
Bu satırlar, Rabbini tanımak için yola çıkmış aciz bir kulun, yüreğine ve beynine nakşettiklerini, yine O'nun kullarına anlatabilme çabasının bir ürünü olup, O, "en güzel"¬e, Yüceler Yücesi Rabbime adanmıştır!
"O, kabul buyurursa, bu cılız sesi kâinata duyurur, gönüllere işletir" dua ve niyazıyla…

ÂYET-İ KERÎME'LER:

A'râf sûresi (7), 180:
"Oysa en güzel isimler Allah'ındır. Bundan dolayı Allah'a onlarla dua edin. Onun isimlerinde sapıklık eden mülhidleri (inkârcıları) terk edin. Onlar yakında yaptıklarının cezasını çekecekler."
Tâ-Hâ sûresi (20), 8:
"Allah O'dur ki, kendisinden başka hiçbir ilâh yoktur. En güzel isimler O'nundur."
İsrâ sûresi (17), 110:
"(Sen onlara) de ki: İster "Allah" deyin, ister "Rahmân" deyin, nasıl çağırırsanız çağırın. En güzel isimler O'nundur. Namazında sesini pek yükseltme, çok da gizli okuma, orta yolu seç."
Haşr sûresi (59), 24:
"O, yaratan, var eden, varlıklara şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun şânını yüceltmektedirler. O, gâlib olan, her şeyi hikmeti uyarınca yapandır."
Hadîs-i Şerîf:
Deylemî'nin İbn-i Abbas'dan merfu olarak rivâyetinde Resûl-i Ekrem (s.a.s) "Cebrâîl bana geldi ve dedi ki Allah Teâlâ'nın: "Yâ Muhammed! Sen olmasan Cennet'i yaratmazdım, sen olmasan Cehennem'i yaratmazdım, sen olmasan dünyayı yaratmazdım!" buyurdu. (Usûl-i Hadîs ve Mevzûât-ı Aliyyü'l-Kârî Tercemesi, Ahmed Serdaroğlu, shf. 99.) Yine, İki Cihan Serveri, Peygamberlerin Seyyidi, Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.) buyurdular ki:
"Muhakkak ki Allah'ın yüzden bir eksik olarak doksan dokuz ismi vardır. Her kim onları ihsâ eder (manasını anlayarak ezberleyip sayar da gereğince amel eder) ise Cennete girer." (Buhârî, Şurût, 18, Deavât, 68, Tevhîd, 12; Müslim, Zikr, 5-6; Tirmizî, Deavât, 87. Hadis no: 3502.)

Vuslat Turâbî