Şehbal Ana ve Yaşar Dede'den Hatıralar...

Bu sayfa altında göndereceğiniz yorumlar şehbal ana ve yaşar dede'den hatıralar olarak kaydedilecektir...

Yorumlar (77)

  • Şeyma

    Selamun aşeykum debiz teyzeciğim seninle bir hafız ablam vesilesiyle tanışmıştık bir kaç defa sohbetinde bulunmak nasib oldu elhamdülillah.Afiyetin yerindedir umarım.Sana olan muhabbetimi rabbime anlatırım.Bir soru soracaktım Esma-i Hüsna kitabını nerede bulabilirim.İstifade edip yaşantısına aktaracak olan bir can dostuma hediye olarak alacak idim.Selametle

  • Harun

    Merve hanım'a
    Şehbal hanım ile Yaşar bey'in kabirleri Çengelköy mezarlığında,Kerime Hatun Kuran Kursu'nun önünden çıkılıyor.

  • Merve

    Hayırlı günler. Bir sorum olacaktı. Şehbal hoca ile Yaşar hocamızın kabristanları nerede acaba? Bilen varsa eğer, adres verebilir mi?
    Şimdiden Allah razı olsun.

  • İlknur Karaaslan

    Nilgün Ablacığım uzun zamandır bakmamıştım siteye... Ne kadar güzel yorumlar yapılmış ve yorumların içi ne zengin bilgilerlere dolu... Ve tabii ki Yaşar Dede'ye ve Şehbal Anne'ye ait hatıralarla... Ne kadar üzüldüğümü bilemezsiniz, sağken aynı mahallede oturduğum halde tanımak kısmet olmadı diye Yaşar Dede'yi... Bendeniz de yüce
    gönüllü Yunus'umuzdan birkaç beyit paylaşayım istedim site yorumcuları ile... Şükürler olsun ki Yaşar dede ve Şehbal anneye yetişmek nasip olmadıysa da evlatları Nilgün Gökçek, Celalettin Gökçek, Deniz Gökçek, Hüma Gökçek ve Ziya Gökçek'e yetişmek mümkün oldu... Ne mutlu sizlere ağabeylerim, ablalarım, böyle güzel insanların evlatları olduğunuz için... Saygı ve hürmetle, muhabbetle ellerinizden öpüyorum... Yaşar dedeyi ve Şehbal anneyi rahmetle yadediyorum...
    Yol odur ki doğru vara
    Göz odur ki Hak'kı göre
    Er odur alçakta dura
    Yüceden bakan göz değil
    Yunus Emre

  • nezih

    Konyalı arkadaşa memlekete gittiğinde kendisine selam gönderirdim. Birgün yolumuz Konya'ya düştü görmeden selam söylemeden Konyadan ayrılamazdık bizde arkadaşlarla mezarını ziyaret edip dua ettik.Vaktimiz kısıtlıydı ve dışarıda bekleyenler vardı mezarı mezarlığın ortasındaydı kabrinden ayrılıp üç beş adım attıktan sonra mezar yolların birisinden bir zat küçük motorlarıyla çıkıp binin haydi götüreyim dedi kısa zamanda mezarlığın dışındaydık.Arkadaşlara bu Hacı Veyiszade Hazretlerin açık bir kerametidir dedim Allah makamını cennet bahçelerinden eylesin.

  • Abdullah

    ATİK ALİ PAŞA CAMİİ - GARİP BİR ADAMIN SIRRI
    2000’li yılların başıydı…

    Kıştan bahara dönen günlerden biriydi.

    Deryaya dalar gibi gizemine daldığım yollardan çıkıp tekrar tramvay yoluna çıktığımda, içimdeki gizem avcısına;

    - “Adam gibi takıl benimle, anam dinim ağladı yürümekten”demek geldi.. Lakin beni taktığı falan yok…

    Bu defa dar bir yol daha görünce dayanamadı yine çekip götürdü beni. Böyle durumlarda hep bir cami çıksa da oturup dinlensem hem de biraz Kur’an okurum derim, zira içimdeki gizem avcısını başka türlü sakinleştiremem!..

    Kaç yıllık dostum tabii; hal hali bilir elbetJ

    Bereket; (adını sonradan öğreneceğim) Atik Ali Paşa Camii çıktı karşıma.

    Öğle namazını daha yarım saate kadar vakit var…

    Haliyle Kuran okuyarak hem kalıbı hem aklı hem Ruhu dinlendirebilirim dedim. Caminin mescitvari odacıkları vardı; kıble tarafına en yakın ve kimseciklerin olmadığı odacığa girip pencere dibinde duran eski bir Mushaf’ı aldım ve “YA NASİP” deyip rasgele bir sayfayı açıp okumaya başladım… Bu da içimdeki hallerden biriydi; Cenab-ı Mevla’dan halime ilaç olacak bir sayfa diler ona göre Kur’an okurdum…

    Atik Ali Paşa Camii o zamanlar bir kaç odacıktan oluşuyordu. Az evvel belirttiğim gibi ben de o odacıkların birindeydim. Tam dalmış ağır ağır Kuran okuyordum ki yanıma birisi gelip hangi sureyi okuduğumu sordu.

    Başımı kaldırdım, soruyu soran 35–40 yaşlarında gözleri bal rengiyle yeşile çalan gözbebekleri ışıl ışıl parlayan birisiydi. Ben de;

    Sana ne be adam der gibi biraz sert;

    - “ rasgele açıp okuyorum” dedim.

    Gülerek,

    — “Haşr suresinin son iki ayetini bilir misin?” dedi.

    - Bu defa gözlerinin içine daha dikkatli bakarak, “Bilirim” dedim.

    - "Ayet’e Kürsi…"

    - Evet, O’nu da bilirim…

    - “Öyleyse sana bir şey anlatayım” dedi.

    - “Buyrun” deyince,

    - “Peygamber Efendimiz bir gün Kur’an hafızlarının nasıl bir makama kavuşacağından bahsediyormuş. O kadar güzel, o kadar şeyler anlatmış ki yaşlı bir kadıncağızın gözleri dolmuş ve hüngür hüngür kanlı yaşlarla ağlamaya başlamış.

    - Efendimiz; niye bu kadar üzülüp ağladığını sorunca:

    - Ya Resulallah; bunca nimete ben de erişmek isterdim ancak bu yaşta bu hafızayla hiçbir zaman hafız olamayacağımı bildiğim için ona üzüldüm” demiş.

    Allah’ın Resulü tebessüm ederek;

    —“Sen üzülme Ana! Ben de sana bir sır vereyim” demiş…

    Ve…

    “HAŞR SURESİNİN SON İKİ AYETİ,

    BAKARA SURESİNİN “AMANER RESULÜ” İLE BAŞLAYAN SON KISMI,

    AYET’EL KÜRSÜ,

    A’RAF SURESİNİN İLK ÜÇ AYETİ,

    SAFFAT SURESİNİN İLK 10 AYETİ

    RAHMAN SURESİ” NİN TAMAMI

    Bunları anlattıktan sonra;

    “İşte Hafız olmak için kısa yol” dedi.

    Bunları söylerken bir noktaya bakıyordu sonra aniden gözlerimin içine bakarak;

    - “Ben her öğle namazından önce buraya gelirim” dedi.

    Sonra yanımdan uzaklaştı. Karşımda bir yere oturdu. Öğle ezanı okunmaya başlamıştı, bittikten sonra camidekiler namaza dururken ben biraz ağırdan aldım, niyetim onu namaz kılarken seyredip “kim bilir ne kadar içten namaz kılacaktır” deyip feyz almaktı!

    Bir an dikkatimin dağıldığı bir an sanki hiç yokmuş gibi varlığından eser yoktu…

    Bu durum günlerce aklımdan çıkmadı, bu hadiseyi beynimde bir yere oturtturtmam lazımdı!.. Kimdi bu adamcağız ins mi, cin mi, deli mi veli mi?.. KİM…………!

    Neyse ki;

    “Her öğle ezanından sonra buraya gelirim” sözü aklıma geldi…

    Birkaç gün sonra yine öğle ezanından önce Beyazıt’a gittim. Yine caminin o odacığına yerleştim. Beklemeye başladım, üç beş metre önümde gençten birisi, daha önce benim oturduğum yerde Kuran okumaya çalışıyordu; acemi olduğu belliydi.

    Etrafta da başka kimse yoktu. Bu yüzden kendi elimdeki kitaba yoğunlaştım…

    Bir ara kafamı kaldırıp; daha önce kendisiyle buluştuğumuz noktaya bakma ihtiyacı hissettim ki orada oturan Kur’an okumaya çalışan arkadaşa da bir şeyler anlattığını gördüm… Evet, nasıl olmuşsa yine tayy-i mekan misali ortaya çıkmıştı. Belki de daha önce bana anlattıklarını şimdide bu arkadaşa anlatıyordu… Ya da haline göre başka bir şeyler…

    Neyse bu defa;

    Tam karşısında olup ve pür dikkat “EFENDİİİ; SIRRINI ALIRIM SENİN” dercesine ona bakmama rağmen bana hiç bakmıyordu…

    Oysa bu defa kendisini iyiden iyiye analiz edip, hiç gizem labirentlerine çekilmeden beynimde açılmış dosyayı anında rapor edip kapatacaktım!.. Bu benim hilkatimdi/yaratılışımdı bulmaca çözmeyi hiç sevmem anında gizli kelimeyi öğrenmeye kalkarım…

    Bu defa da öyle olacaktı…

    - “İns misin, cin misin be adam?”muhabbetiyle işe girecektim, önce cin boyutunu hallettikten sonra ins/ben-i adem boyutunu sonra sondaj derinleşirse esrar perdelerini bir bir aralamaya çalışacaktım… O YILLAR İÇİMDEKİ “BEN”İ DE ARADIĞIM YILLARDI!!!

    Fakat sanki aramızda manyetik bir perde var gibiydi(!)

    Üzerimde anlamlandıramadığım bir ağırlık çöktü. Tam üzerimdeki ağırlığı okuduğum dualar ve hafif içe dalışlarla atmaya çalışırken; öğle ezanı okundu ve ben yine işi ağırdan alıp kendisini saflar arasında aramaya başladım ancak yine yoktu.

    Aradan haftalar geçti…

    Bir süre sonra belki yine kendisini görürüm diye öğle namazını aynı camiye düşürdüm… Lakin o da ne; mübarek caminin o küçük medresecikvari odacıkları restorasyon yapılırken yıkılmış…

    Maalesef caminin bütün sırrı da; heybeti de, iklimi de, yıllarca okunan Kuran ve duaların hikmet perleri de camiden uçup gitmişti…

    Filhakika, camiinin sokaktan farklı özel bir havası yoktu artık…

    Haliyle BU SIR ADAM DA CAMİNİN O SIR HAVASIYLA BİRLİKTE MAALESEF UÇUP GİTMİŞTİ…

    BELKİ DE CAMİNİN ŞAHS-İ MANEVİSİYDİ O;

    BELKİ DE.......?

    KİM BİLİR?!

    HAKAN YILMAZ ÇEBİ
    Araştırmacı Yazar - Halk Bilimci

  • Emine Çumralı

    adım atamazdım bir kere görsem nurların nurunu ey dostlar nasıl bir aşk nasıl bi din nasıl iman ki bizimkisi her yerde dosttuz her yerde kardeş öyleleri gelmiş geçmiş ki aşkla geçen hayatlar biz bu aşkkın neresindeyiz aşk dolu hayatlar için bağışla bizi ya rabbim ya vedüd seni seviyoruz dua ile

  • Emine Çumralı

    lütfen görüşelim sizi hayal kırıklığına uğrattığım için özür dilerim

  • Emine Çumralı

    deniz teyzecim size ulaşmayı çok istedim ama rabbim ben isimlerini ezberlemeye başlayınca sizi tekrar karşıma çıkardı beni hatırlamadığınızı düşünüyordum evlendim ve soy ismim değişti ben emine küçüksöker hafızlığımı yarım bıraktım ve evlendim çocuğum var bi tane 3 yaşında size hayatımda çok ihtiyacım var lütfen görüşelim lütfen sizin kitabınız hep elimde rabbim isimleri onun rahmetiyle sizi hatırlatıyor bana

  • Hayriye Deniz Kasırga

    emineciğim,sizlerle bu sitede beraber olmak ne kadar güzel bir tevafuk yavrum. rabbim kendisini tanımayı, ve ona tam anlamıyla kul olmayı nasibetsin... sizler tarafından unutulmamak da ayrıca bir lutuf, rabbimin ödülü... şimdi nerelerdesin ne yapıyorsun bilmiyorum ama, öğrendiklerini, ilmeyenlere taşımak da şimdi senin görevin olmalı... sevgiyle kucaklıyorum .

Daha Fazla Göster

Yorum Yazın

0