el-Melik

el-Melik, bütün kâinatın, görülen ve görülemeyen bütün âlemlerin tek sahibi ve mutlak sûrette tek hükümdarı demektir.

Mü'minûn sûresi (23), 116: "Mutlak hâkim ve hak olan Allah, çok yücedir. O'ndan başka ilâh yoktur. O, yüce Arş'ın Rabbidir."

Teğâbün sûresi (64), 1: "Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ı tesbih eder. Mülk O'nundur, hamd O'nadır. Her şeye gücü yeten O'dur.

Üzerinde yaşadığımız dünya ve onu çevreleyen atmosfer, buna ilaveten, bu dünyanın içinde yer aldığı gezegenler sistemi ile ilgili bugünkü bilgilerimiz, yaratılmış her şeyin bir "kanunlar manzumesi" ile idare olduğunu ve hiç bir şeyde "başıboşluk" olmadığını gösteriyor dostlar!

Hem öyle bir idare ki, tek bir "Kürsî"den geliyor emirler ve tek, muhteşem bir "kudret eli"nin damgasını, mührünü taşıyor her şey ve her olay! İşlerin içine bir ikinci el asla ve kat'a karıştırılmıyor!

Bilebildiğimiz, ilimle ulaşabildiğimiz âlemlerden, bilemediğimiz, ancak hislerimizle algılayabildiğimiz âlemlere kadar bu böyle! Cinler, şeytanlar ve melekût âlemlerinin latîf sakinlerine kadar, nice bilemediğimiz âlemlerin sakinleri de bu muhteşem kudretin mülkü içinde!

Haşr sûresi (59), 23: "O Allah ki, O'ndan başka ilâh yoktur. Melik (mülkünde istediği gibi tasarruf eden)tir, Kuddûs (her noksanlıktan münezzeh olan)dür, Selâm (her kusurdan ve âfetten sâlim olan)dır, Müheymin (her zaman gözetip, koruyan)dir, Aziz (kudreti daima üstün gelen)dir, Cebbâr (dilediğini yaptıran)dır, Mütekebbir (büyüklük ve yücelik kendisine mahsûs olan)dir. Allah, müşriklerin şirk koştuklarından münezzehdir."

"Sahibin", "Efendin", Âlemlerin sahibi, Meliki olan, O Yüce Allah'tır dostum, unutma!

O, sana şah damarından daha yakın!

Dua ettiğinde, duanı işiten ve cevap veren O!

Bu yakınlığı kazananın belini dünya bükebilir mi?

Evet, dünya acılarla, imtihanlarla dolu!

Ve dünya, acılarıyla, imtihanlarıyla da çekilmeye ve yaşanmaya değer!

Binlerce kez değer!

Değil mi ki, O'na kulluğumuzu ispata geldik, "eyvallah" demeye geldik, "başımla beraber" demeye geldik, neticede O da "kulum" diyecek ya sana, değer dostum! Her şeye değer!

O varsa yanınızda, O sizinle ise, ne gâm!

Cenâb-ı Hakk'ı bulan neyi kaybeder?

Ve O'nu kaybeden, neyi kazanmıştır dostum!

O'nu ara, bul ve kaybetmemeye çalış!

Mülk O'nun, sen de O'nun mülkünün bir parçasısın ve O'nun emrinde çalışıyorsun. Hiçbir şeye sahip olmadığını, her şeyin tek sahibinin O olduğunu gör!

Nemrutlaşmasın nefsin! "ben" deme, "benim" deme!

Bakara sûresi (2), 258: "Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye, Rabbi hakkında İbrahim'le tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, ona: "Benim Rabbim odur ki, hem diriltir, hem öldürür." dediği zaman: "Ben de diriltir ve öldürürüm." demişti. İbrahim: "Allah güneşi doğudan getiriyor, haydi sen onu batıdan getir!" deyince o inkâr eden herif şaşırıp kaldı. Öyle ya, Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez."

Bu dünyada her şeyle baş edeceğim diye uğraşma dostum! "Dünya" çok ağırdır, kaldıramazsın!

Acıları vardır, yüreğini yakar, sen serinletemezsin!

Ölüm var, ayrılık var, bîtap düşürür seni, baş edemezsin!

İndir yüklerini omuzlarından ve mülkü sahibine teslim et!

O'na bırak, dünyanın cefasını değil; sefasını sür!

O Melik'tir, O Hakîm'dir, O Rahîm'dir.

Bütün işler O'na döndürülür!

Kâinattan ders al, görene, en büyük mürşit, "Yaratılmış şu muhteşem âlemdir!" İbretle bakana çok şey öğretir…

Ra'd sûresi (13), 2, 3: "Allah O'dur ki, gökleri direksiz yükseltti, onu görüyorsunuz, sonra Arş üzerine istiva etti, güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi. Her biri belli bir vakte kadar akar gider. Bütün işleri O yönetiyor. Âyetleri O açıklıyor ki, Rabbinizin huzuruna çıkacağınızı iyi bilesiniz. Yeryüzünü enine boyuna yayıp döşeyen, onda oturaklı dağlar ve ırmaklar meydana getiren ve yeryüzünde meyvelerin hepsinden iki çift yapan O'dur. Sürekli olarak gece ile gündüzü birbirine dolamaktadır. Düşünecek olan bir kavim için bunda muhakkak ki, ibretler vardır."

Ra'd sûresi (13), 13: "Gök gürültüsü O'na hamd ile, melekler de O'nun korkusundan dolayı O'nu tesbih ederler..."

Ra'd sûresi (13), 15: "Oysa göklerde ve yerde kim varsa ister istemez kendileri de gölgeleri de sabah akşam Allah'a secde ederler."

Nahl sûresi (16), 49, 50: "Göklerde ve yeryüzünde bulunan canlılar ve bütün melekler, kibirlenmeden Allah'a secde ederler. Kendilerine hâkim olan Rabblerinden korkarlar ve emrolundukları her şeyi yaparlar."

Ey, "Mâlik-i yevmiddîn" olan Allah'ım! Sana, âyetlerine sarılarak iltica ediyorum; Âl-i İmrân Sûresi'nde (26): "De ki: "Ey mülkün sahibi Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de onu çeker alırsın, dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır, Senin elindedir. Muhakkak ki, Sen her şeye kâdirsin." buyuruyorsun.

Ey beden mülkümün, akıl mülkümün ve yüreğimin "mâliki" olan Yüce Yaradanım! Kendimi, işimi, aşımı, evlatlarımı, evimi sana teslim ettim. Sen, her şeyin sahibisin, Koru beni! Beni yolundan ayırma!

"De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine,
İnsanların hükümdarına,
İnsanların ilâhına,
O sinsi vesvesecinin şerrinden.
O ki, insanların göğüslerine vesveseler fısıldar.
Gerek cinlerden, gerek insanlardan." (Nâs sûresi)
Sen, tek kapım, Mâlik'im!
Yaradanım, Sahibim!
Tut ellerimden Rabbim! Sana layık olayım! Âmîn.

Yorumlar

  • Henüz yorum bulunmamakta!

Yorum Yazın

0