el-Bâri'The organs and devices of everything that he generates are created by Him from absence without needing any model, they (those organs and devices) are created in harmony and faultless.


el-Bâri', vücuda getirdiği her şeyin âza ve cihazını, herhangi bir modele bağlı kalmadan yoktan var edip, birbirine uygun yaratan, kusursuzca var eden demektir.

Haşr sûresi (59), 24: "O, yaratan, var eden, varlıklara şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nu tesbih ederler. O, Azîz (gâlib olan ve her şeye gücü yeten)dir, Hakîm (hüküm ve hikmet sahibi)dir."

Şimdi, aynanın önüne geçin ve ilk defa görüyormuş gibi, kendinizi seyredin dostlar! Ve size vereceğim şu oranlara bakın!

İki gözünüz arasındaki mesafe, tam bir göz boyuna eşittir!

Kafamız, bedenimizin sekizde biri kadardır!

Kolumuzun boyu, elimizin uzunluğunun üç katıdır!

Bacağımızın boyu, ayağımızın uzunluğunun üç katıdır!

Bir yumruk yaptığınız zaman, elinizin çevresi, size ayak numaranızı verir!

Vücudunuzun estetiğinin, ahenginin ve oranlarındaki düzeninin farkında mısınız dostlar?

Size, bir estetik sırrı vereyim mi?

Elinize, tam cepheden çekilmiş bir fotoğrafınızı alsanız, onu tam ortasından ikiye ayırıp sağ ve sol yarısını aynaya tutarsanız, size hiç benzemeyen iki ayrı tip yüzün ortaya çıktığını hayretle görürsünüz! Sanatkârın büyüklüğünü anlayın!...

Evet, bunca orana, estetiğe rağmen, insanın tam ortasından geçen hatla, iki ayrı tip insan çıkar ortaya! İşte sanatın zirvesi! Onun için Yüce Yaradan meydan okur adeta kâfirlere Mülk sûresi (67)'nin 3'üncü âyetinde dostlar!

"O, yedi göğü, birbiri üzerine yarattı. Rahmân'ın yaratmasında bir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü döndür de bak, bir çatlaklık görüyor musun?"

İmanın tadı bilmekte dostlar!

Önce, Rabbimizi tanımalı, bilmeliyiz!

Sonra, kendimizi tanımalıyız.

"Elif elif bilmektir
Elif kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır?" diyen Allah dostlarının sırlarına ermeliyiz!

Allah, bize öyle muntazam, öyle ahenkli, öyle işlevli uzuvlar vermiştir ki, vücudumuz muhteşem bir fabrika, kusursuz bir makine ve laboratuar gibi işlemekte; vücudunu tanıyan her insana da "hâl lisanı" ile sanatkârını göstermektedir!

Beynimiz, kalbimiz, karaciğerimiz, safrakesemiz de her biri birer makine ve laboratuar hükmünde olup, eşsiz fonksiyonları ile hayatımızı devam ettiriyor dostlar!

Hayvanlar âlemindeki harika yapıların, bitkiler âlemindeki örneksiz nakışların araştırılmasını size bırakıyorum!

el-Bârî'dir O!

Bize verdiği bedeni, kusursuzca, ahenkle yaratan Allah'a şükredebilmek için bütün azalarımızı, O'nun istediği şekilde kullanmalıyız dostlarım! Her şeyin şükrü kendi cinsiyledir, bunu unutmayalım!

Bize akıl veren, o muhteşem beyni veren Allah'a, aklımızı, ancak O'nu bilmekte ve bulmakta kullanarak şükredebiliriz!

Ellerimizin şükrü "vermek"le; ayaklarımızın şükrü "hayırda yarışmakla"; kulaklarımızın şükrü "Kur'ân'a kulak verip, emirlerini dinlemek ve uymakla" eda edilir!

Gözlerin şükrü, "bakmakla, görmekle, bulmakla"; ağzın şükrü "sadece helâl kazanıp, helâl yemekle" ve "doğruyu söylemekle" îfâ edilir dostlar!

Rabbim hepimize, rızasına uygun ameller işlemeyi nasip etsin. Âmîn.

Yorumlar

  • Henüz yorum bulunmamakta!

Yorum Yazın

0