• Wide screen resolution
  • Narrow screen resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color

et-Tevvâb Yazdır E-posta

 et-Tevvâb, kendisine yönelen kullarının günahlarını affeden, tövbelerini kabul eden demektir.
Tövbe, günahlardan sıyrılarak Allah’a itaate yönelmek demektir.
İlâhi senaryoda, insan yaratılmış, kendisine nefis verilmiş, bunun yanında, irade ve akıl ile teçhizatlandırılmış ve kendisinden bu donanımları kullanarak,

iyi ve kötüyü ayırt etmesi istenmiştir dostlar.
Şayet aklını kullanır, iradesine sahip olur ve nefsine hükmederse, insan, meleklerden üstün olur, hatta onları kıskandıracak derecelere yükselir.
Ama tam tersini yapar, nefsinin kölesi olur, aklını kullanmazsa, işte o zaman da hayvanlardan aşağı bir derekeye düşer. Zira hayvanlara akıl vermediği için,

onları sorumlu kılmamıştır Yüce Yaradan.
İnsan, cinlerin dışında, görünen canlılar arasında hareketlerinden, fiil ve eylemlerinden sorumlu tek varlıktır kâinatta.
İlâhi senaryoda bir de “şeytan” faktörü yer alır dostlarım.
Hz. Âdem yaratıldığı zaman, bu muhteşem eser karşısında secde emri verildiği an, secde etmekten kaçınan, kibirlendiği için rahmetten uzaklaştırılan ve

kendisine kıyamete kadar mühlet tanınan Şeytan! İnsanoğlu, kendisine ölüm gelinceye, can emanetini teslim edilinceye dek, şeytanla savaştadır dostlar. Can,

bedenden ayrılıncaya dek, şeytanla sınanır. Bundan dolayı da, her an, yanılma, hata yapma ve şaşırma ihtimali vardır insanın.
Yarattığı kulunu, en ince teferruatıyla bilen O Yüce Yaradan, kullarının hata edebileceğini, kusurlar işleyebileceğini bilir; af ve mağfiret kapılarını,

kulunun son nefesine kadar açık tutacağını vaad eder:
Şûra sûresi (42), 25: “Kullarının tevbesini kabul eden, kötülükleri affeden ve sizin yaptıklarınızı bilen O’dur.”
 Bakara sûresi (2), 222: “...Şüphesiz ki Allah çok tövbe edenleri de sever, çok temizlenenleri de sever.”
 Kuldan beklenen mükemmel ya da kusursuz olması değildir.
Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.s.) bir hadiste şöyle buyurmaktadır: “Canımı kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, siz hiç günah

işlemeseydiniz, Allah sizi giderir (yok eder, yerinize) günah işleyen bir kavim getirir. Onlar Allah’a istiğfar ederler, O (Allah) da kendilerini affederdi” 

(Müslim, Tevbe, 11. Hadis no: 2749.)
Kuldan beklenen, günahlarının farkında olması, acziyetini bilip, Rabbine sığınması ve samimiyetle tövbe etmesi, hatalarını bağışlatarak, dünyanın fenalığının

farkına varmasıdır. 
Hûd sûresi (11), 114:  “Gündüzün her iki tarafında (öğle ve ikindi) ve gecenin saçaklarında (akşam, yatsı ve sabahda) namaz kıl! Muhakkak ki, iyilik

kötülükleri giderir. Bu ise, düşünebilenlere bir öğüttür.”
Hûd sûresi (11), 52: “Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret isteyin, sonra O’na tevbe edin ki, üzerinize gökten bol bol bereket indirsin ve sizi kuvvetinize kuvvet

katarak çoğaltsın. Gelin günahkâr olarak dönüp gitmeyin.”
Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (sav); “Kulunun tövbesinden dolayı Allah Teâlâ’nın sevinci, sizden birinizin ıssız çölde devesini kaybedip de bulduğu

andaki sevincinden daha fazladır” buyurur, dostlarım. (Buhârî, Deavât, 3.)
Yine, Gül Nebî Muhammed Mustafa (s.a.s. ); “Allah’ü Teâlâ, gündüz günah işleyip, gece tevbe edenin tevbesini kabul etmekle ve gece günah işleyip, gündüz

tevbe edenin tevbesini kabul etmekle kerem sahibidir. Güneş batıdan doğuncaya kadar böyledir.”  (Müslim Tevbe, 31.) buyuruyor.
Rahmet deryasında yüzüyoruz canlar... Merhamet okyanusunda kulaç atmadayız yârenler... Farkında mısınız?
Nûr sûresi (24), 31: “...Ey mü’minler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz.”
Tahrim sûresi (66), 8: “Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah’a dönün.”
Nisâ sûresi (4), 17: “Ancak Allah’ın kabul etmesini vaad buyurduğu tevbe, o kimseler içindir ki, bilmeyerek günah işleyip hemen tevbe edenlerin tevbesidir.

İşte Allah bunların tevbelerini kabul eder. Allah alîmdir hakîmdir. (Her şeyi bilendir, hikmet sahibidir).”
 Bakara sûresi (2), 160: “Ancak tevbe edip halini düzelterek gizlediği gerçeği söyleyenler başka. İşte onları ben bağışlarım. Ben tevbeleri çokça kabul

ederim, çok merhamet ediciyim.”
Günahlara hemen tövbe etmeli, zaman geçirmeden bağışlanma dilenmelidir. “Kul hakkı”nın dışında, Allah’a karşı işlenmiş günahların affı 3 şarta bağlıdır

dostlar:
1-Günahtan tamamen vazgeçmek.
2-Yaptığına pişman olmak.
3-Bir daha günaha dönmemek.
Eğer kişi, kul hakkına girmişse, hak sahibinin hakkını ödemesi ve onunla helâlleşmesi gerekir.
En’âm sûresi (6), 54: “Âyetlerimize inananlar sana geldikleri zaman onlara şöyle söyle: Selam olsun size! Rabbiniz rahmeti kendi üzerine yazdı. Sizden her

kim bilmeyerek bir kötülük işleyip de sonra arkasından tevbe eder, kendini düzeltirse, muhakkak ki O, bağışlayan, esirgeyendir.”
Benim sevgi ve merhamet dolu Efendim! Huzuruna geldim, boynumu büktüm Allah’ım! Hatalarla, yanlışlarla dolu ellerimi Sana uzatıyorum, bu aciz ellerimi kudret

elinle tut, beni rahmetinle sarmala! Sana sığınıyorum. Affınla, bağışlamanla temizle kulunu!
Temizle de Sana yakışır bir kul olayım!
Ümidim rahmetin; korkumsa haşmetin Rabbim! Sana “İyyâke nâ’büdü ve iyyâke nestaîn” diyerek, yalvarıyorum; bizleri yolundan ayırma, ayaklarımızı dininin

üzerinde sabit kıl. Âmîn.

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Üye Girişi



Bağlı Üyeler

Şu anda 5 ziyaretçi çevrimiçi

İstatistik

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün228
mod_vvisit_counterBu Hafta2344
mod_vvisit_counterBu Ay6897
mod_vvisit_counterTüm Zamanlar226668

Esmaulhusna.net | En Güzel isimler Allah'ındır !